Kirmanckî yok olacak: Dilimiz için varlık-yokluk süreci 2026-03-12 15:46:43   MÛŞ - Bir dilin yaşatılması için konuşulmasının önemine değinen Kürt Edebiyatçılar Derneği Eşbaşkanı Hacı Özkal, Kirmanckî'nin 20 yıl içerisinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, "Bu süreç bizim dilimiz için varlık yokluk sürecidir" dedi.    Türkiye’de uygulanan “güvenlikçi” ve “yasakçı” politikalar nedeniyle birçok dil ve kültür yok oldu. Büyük bir bölümü de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Yok olmayla karşı karşıya olan dillerden biri de Kürtçe. Özellikle Kürtçenin Kirmançkî (Dimilkî) lehçesi çok az konuşulduğu için UNESCO tarafından koruma altına alındı. Kirmanckî lehçesi, yoğun olarak Dêrsim, Erzingan, Sewaz, Gimgim (Varto), Xûnûs (Hınıs), Çewlîg, Amed ve Sêwereg'te (Siverek) konuşuluyor. Özellikle yaşlılar tarafından konuşulan bu lehçe neredeyse gençler arasında bir iki kuşak hiç konuşulmadı.    Anadilin önemini, dillerin yaşatılması noktasında kamusal alanda kullanılmasının etkisine dair Kürt Edebiyatçılar Derneği Eşbaşkanı Hacı Özkal ve Şair Erol Koçer, değerlendirmelerde bulundu.    Kirmanckî'nin kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya olmasından dolayı bu alanda çalışmalar yürüttüklerini belirten Hacı Özkal, dilin insanın kimliği olduğunu vurguladı. Her alanda Kirmanckî'nin yaşatılması gerektiğine işaret eden Özkal, "UNESCO, Zazakî-Kirmanckî lehçesinin yok olma tehlikesinin olduğunu söylüyor. Çünkü yaşı büyük olanlardan ziyade, genç ve çocukların Zazakî lehçesini sahiplenmemesinden ve konuşmamasından kaynaklı dil yok oluyor. 20 yıl içerisinde Zazakî'nin konuşulmayacağı tehlikesi var. Bu salonda 50 kişi varsa 30-40 kişi Zazadır. Ama bunlardan kaçı kendi dili ile konuşuyor? İnsanlar köyden şehre geldikleri zaman dilleri Türkçe oluyor. Karşılarına bir Kurmanc çıktı mı ikinci dilleri Kurmancî oluyor. Zazakî ise üçüncü dilleri oluyor. O yüzden Zazalar bunu iyi bilmeliler ki eğer dilleri biterse onlar da biter. Zazalar ve Kurmanclar kendi vicdanlarını sorgulasınlar. Zazakî dili yok olma tehlikesiyle karşı karşıyayken biz çocuklarımızla, aile bireylerimizle kendi dilimizi konuşmalıyız. Kendi dilimizden şarkılar söylemeliyiz. Çocuklar da kendi dillerini bilsin, onunla yaşasın" dedi.     'DİL VARLIK-YOKLUK MESELESİDİR'    "Kürtlerin yüz yıllardır çektikleri bütün acılar dilleri üzerineydi" diyen Özkal, dilin öğrenilmesi için dil kurumlarının açılması gerektiğini kaydetti. Özkal, "Bizler dil kurumlarını çoğaltıp ve yoğun çalışmalar yürütmeliyiz. Bu dili torunlarımıza ve çocuklarımıza miras olarak bırakacağımız için onları da o bilinçle yetiştirmeliyiz. Bu süreç bizim dilimiz için varlık yokluk sürecidir. Eğer bunu iyi anlarsak, insanları kendi diliyle yaşatabiliriz. Ama bu bilince sahip değilsek ve üstümüze düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmezsek 20-30 yıl sonra yok olacağız. Bu tehlikeye razı olmayan Zazalar da Kurmanclar da dillerine ve kimliklerine sahip çıksınlar ve dilleriyle yaşasınlar" diye belirtti.    'DİLİMİZ TANINMALI'   Dil üzerine yaptığı çalışmaları anlatan Erol Koçer, amacının Kirmanckî sözlük çıkarmak olduğunu ifade etti. Dilin yaşaması için günlük yaşamda konuşulması gerektiğine dikkati çeken Koçer, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nden dil konusunda da beklentilerinin olduğunu söyledi. Koçer, "Dilimizin tanınması gerekiyor. Dilimiz kaybolursa bizde kayboluruz. Dil temel haktır. Bu hakkın tanınması gerekiyor" diye konuştu.